mekana…

mekana..

kaç kez girdiniz
o ihtişamlı kapıdan.
sen, oğlun, ilk torunun,
….
sonra ben,
kaç kez bastım ayak izinize,
kaç kez çektim ciğerime
camlı dolaplarda mahfuz, 
kitapların, çam tavanlı odanın
uhrevi kokusunu,
ki, her köşesinde, 
misk-i amber misali rayihası 
herbirinizin.

Hamit han katibi, kadı, müderris, dersiâm, eş şeyh el-ofi,
sen misin, 
hep aynı küçücük pencereden,
her sabah farklı alemi seyreden,
ve her gece ay ışığında
“peke” de, tahta sedirde, 
bir oğlak postunda,
gün ağarana kadar zikreden, 
oğlun mu yoksa…

bu mekan siz kokuyor, bu sesler sizin,
her ramazan itikaftasınız,
ve her yıl kırk gün bir hurma, bir zeytin 
sen, oğlun ve babam ve
kusursuz uzlet.

bu yeşil tahta sandık kaç kez açıldı,
bu nurani koku kaç kez saçıldı 
ah!

kimin bu sırma saçlar, 
bu kızıl çiçekli entari, şu basma fistan..
bu mavzer kaç kez patladı, ya bu kılıç 
kaç kez çıktı kınından.
bu hemence , bu ibrik, kaç kez doldu boşaldı
bu kırbaç hangi küheylana, kaç kez şakladı.
şu divit, hokkasından kaç bin kez mürekkep aldı,
inciler dizdi kaç satır, 
kaç şiir yazdı muhatabına, kaç mektup… 
şirazesinde vakur, varaklı, kakmalı kitaplar, 
kaç kez açıldı itinayla.
kaç bin talim yapıldı bu rahlede

bu ocak tütüyor, 
duman kokusu esvapta…
şu cezve, şu mangal, şu kibar fincan,
kaç kırk yıllık hatırın şahidi,
şu nazenin gümüş işlemeli semaver hala sıcak,
kim bilir kaç kez çay demlendi, 
kaç bardak yudumlandı bu mekanda

ne vakitleri ihya ettiniz, kış gecelerinde, ayazda…
bu mekanda meclis,
bu mekanda halka, zikr-i hafi, rabıta, tefekkür…
kaç bin kez ulaştı arşa, yakarış, dua,
koşulsuz dua…

Bu kalem senin el-ofi,
Bu şaheser yazı senin
binlerce kitaptan derleyip, ilahi tecrübeyle yazdığın,
bir derkenâr, bir risale, bir fasikül, bir kitap,
belli ki hitamında yüz yıllara hitap,
ki o hazine-i mirasın
müellifi sen, mücellidi sen,
bu kütüphane sen, 
bu dershane sen, 
bu ev sen
bu ev Ali, 
bu ev Süleyman,
….
izin ver uyuyayım, başucumda melek
penceremde üzüm, bacada baykuş,
omzumda huzmesiyle dışarıda ay, ..
bir seccade, bir şilte, kıvrılayım,
ayak ucumdan “ben”i seyre dalayım,
izin ver bu mekanda 
bir kısa ömrün uykusunu alayım

ysyucel 07/08/16

içine gönderilmiş