SESSİZ SEDASIZ YIKACAK MISINIZ 60 BİNAYI…


Türkiye’de bilinirliği 1. sırada, dünyada doğal güzelliği ile ilk yüzün içinde bir yer Uzungöl… Kuran meallerinde cennet tasvir edilirken, yeşillik su, gökyüzü hava ve seyir zevki açısından örnek verebileceğimiz, şükürle sitayişle söz edebileceğimiz bir harikulade mekan… 80 li yıllarda dönemin siyasetçisi, efsane bakanımız Eyüp Aşık ve Uzungöl’ün turizm adına ilklerinden Dursun İnan’ın mütevazi gayretleri ile bu günlere gelmiş ciddi manada bir turizm cennetinden bahsediyoruz…
Bir alabalık tesisi ile başladı serüven, sonra lokanta, ardından butik otel ve oteller… Başlangıçta her şey amatör, her yer bakir, her şey organikti… Uzungöl, nahiyeydi, beldeydi, belediyeydi ve nihayet bir mahalle şimdi… Bütün bu süreçte bölge, sit alanı, özel çevre ve tabiat alanı, vs ilan edildi durdu, turist ve ziyaretçi sayısı günbegün arttı da bir türlü imar sorunu çözülmedi… Hatta bir imar planı olamadı, hatta bu konuda devletin bir niyeti de öğrenilemedi…
Bu gün gelinen nokta şu ki, Uzungöl ciddi bir turizm bölgesi. 2 milyondan fazla yerli ve yabancı turist konakladı bu yıl burada… Siyasetçisi, iş adamı, hukukçusu, cumhurbaşkanına varıncaya kadar tekmili birden devlet erkanı, kaçak yapılarda ağırlandı, imarsız, izinsiz pansiyonlarda kaldı, ruhsatsız lokantalarda balık yedi…
Uzungöl eşrafı gurbetçiydi, hala da öyle. Çoğunluk verimsiz arazilerini bırakıp memleketin her bir köşesine dağıldı nafakasını çıkartmak için… Namusuyla çalıştı, vergisini ödedi, asla isyankâr da olmadı, müsrif te olmadı. Vatanını sevdi, çalıştı gayret etti, her alanda itibar sahibi oldu, örnek oldu da, bir türlü öz yurdunda ahir ömrüne plan yapamadı…
Uzungöl’de atadan kalma evini restore etti kimi, kimi kendi arazisi üzerinde ya derme çatma bir tesis inşa etti, ya kredi çekti varını yoğunu yatırdı da bir konak imal etti. Kimi hapis yattı, kimi ceza ödedi, kimi hala yargılanıyor… Suç ise hep aynı: Özel çevrede izinsiz inşaat, imarsız ruhsatsız bina, izinsiz yapılaşma…
Gurbetteki Uzungöl’lü bekledi, bekledi, bekledi yıllarca… Bekledi ki, büyüklerimiz, bilen kişilerimiz, devletimiz bir halçaresini bulur da Turizm bakanımızın iftiharla açıkladığı konaklama tesisi sayısı, yatak kapasitesi, turist sayısı, buna bağlı ekonomik veriler içerisinde, şu istatistiklerde ve hatta bundan sonraki hedef rakamlar içerisinde, ata toprağımızda biz de imkanlarımız ölçüsünde yerimizi alırız…
Dün Trabzon valiliğinin yıkım kararı ulaşmış ellerine… Altmış (bir rivayete göre de küçüklü büyüklü 188 ) bina, 2017 den sonra yapılan 60 tesis. Tesis diyorum ya, örneğin bunlardan birisi kendi baba evini yıkıp yerine az büyüğünü yapmış… Yolunu bırakmış, olmayan imara göre(!).. Sırasıyla ve yıllara matuf, Uzungöl belediyesi, Çaykara belediyesi, Trabzon Büyükşehir belediyesi, çevre bakanlığı, başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı’na yazılmış inşaat izin dilekçelerine verilmiş olumsuz izinlere(!), 40 yıldır bu konuda açık ve net bir planı olmayan, her fırsatta imar affı, ceza affı ve benzeri muallâk devlet şefkatine(!) güvenerek girişmiş, gurbette 40 yılda kazandığını yatırıma dönüştürmüş, çevreye doğal şartlara uygun planlı müstakil ve en önemlisi de baba evini yıkarak yapmış bitirmiş ve hatta yüzde yüz dolulukla tamamlamış sezonu. İnegöl’de saygın bir tüccar, vergisinde titiz, hayır hasenatında önder bir arkadaş bu ve ailesi… Bunu da yıkacaksınız öyle mi?…
Bir başkası: Orman memuru abimiz… Emekli oldu ve tüm ikramiyesini Uzungöldeki baba ocağını imar edip mütevazi bir tesise dönüştürdü… Namusuyla, haysiyetiyle 30 yılda kazandığı birikimini, çocuklarına bir gelecek hazırlama, ahir ömrünü memleketinde huzurla tamamlama düşüncesiyle varını yoğunu sarfetti, tapulu arazisine… Bunu da yıkacaksınız öyle mi?…
Bir başkası: Uzungöl’ün ilklerinden bir tesis, yangın nedeniyle kullanılamaz hale geldi. Tadilat için müracaat etti, yok dediniz ve eski izniyle müracaat etti, yol göstermediniz ve 2017 den sonra yapılmış diye şimdi bunu da yıkacaksınız öyle mi?…
Buna benzer 180 hikaye…
Yıkın evet ama, “zekası olmayanın adaleti de olmaz” ve “eşitlik her zaman adaletli değildir” cümlelerim bir kenarda dursun da şunlara cevap verin siz …
60 tesis, eşittir milli servet değil mi?

Sizin Uzungöl için planınız nedir de, bu millet bunu 40 yıldır bilmeyi hak etmiyor? (bölgede Allah vergisi doğal güzelliğin dışında devlet olarak hangi iyileştirmeyi yaptınız, yol, konaklama, turizm konularında yıllara yaygın bir politikanız mı var? Örneğin bir pansiyon sahibi köylü vatandaşa, eğitim mi verdiniz, turizm işletmeciliği konusunda. Suriyeli gençler işletme müdürlüğü yapıyor hepsinde ve tüm işletmeleri Arap turistin keyfi üzerine ,onların rahatı üzerine kurgulattınız. Uzungöl’le ve çevresiyle ilgili stratejik planınız nedir Allah aşkına?. Neden bu kadar ketumsunuz?…)

Sizin milat kabul ettiğiniz tarihten önce inşaat yapanları mı ödüllendiriyorsunuz, yoksa devletine güvenip “bir çaresini bulurlar elbet deyip 40 yıldır imar bekleyen sadık vatandaşı mı cezalandırıyorsunuz?

Yandaki komşusu 20 yıldır turistik tesisini işleterek zaten bina maliyetini de çıkartmışken, bir cesaretle varını yoğunu harcayan yer sahiplerinin hakkı nasıl teslim edilecek?…

Alıp karşınıza bu insanları, Uzungöl ve çevresinin ileri gelenlerini ve hatta yılda birkaç kez sn Cumhurbaşkanımızı bizzat ziyaret eden muhtarlarımızı anlattınız mı Uzungöl ve çevresinin nasıl yeniden imar ve inşa edileceğini, uyardınız mı, az sabredin deyip bir tarih verdiniz mi.?

Devlet olarak siz, yaptığınız kamu binalarında usule, kurala, çevre ve imar işlerine uygun prosedür mü uyguladınız ki, vatandaştan bunu bekliyorsunuz. Okulunuz, jandarma karakolunuz, diğer kamu tesisleriniz, hatta caminiz tüm resmi prosedüre uygun mu Allah aşkına.

Son sözüm de Uzungöl’ün mülayım esnafına, eşrafına : “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” ve “görmedim, duymadım, bilmiyorum” diyen üç maymun… siz bunları oynamaya devam edin. Tuzu kuru olanlara da sıra gelecektir. Sahip çıkmayın bin yıllık komşunuza, şikayet edin hatta… Onun binası yıkılırsa sizin müşteriniz artacak… Birlik olup ta Ananızın ak sütü gibi helal olan ata toprağına sahip çıkmayın. Orman ve hazine arazisine, yol ve mera arazisine yapılan onlarca tesise göz yumun da gariban komşunuzu gammazlayın…

Şimdi siz, bu yıkım kararı çıkarttığınız tesisleri yıkacaksınız sessiz sedasız ha…

Devletin adaleti yoksa gün gelir Allahın adaleti tecelli eder…
Allah yarına bırakır amma yanına bırakmaz kimsenin hakkını…
Bilin istedim…
03.10.2019 Yusuf Şevki YÜCEL

içine gönderilmiş