TEMELİN MEKTUBU

 

images

Şu sıralar hiç havamda değilim, bir vesileyle canım da sıkkın; sizde de haftanın yorgunluğu, bi üşenmişlik seziyorum zağar… Üstelikte her hafta yazıyorum ya, pek felsefik konulara bulaştığımı iddia ediyorsunuz… Temel’in, oğlu İdris’e yazdığı mektubu paylaşıyorum o halde. Görün felsefeyi, görün inceliği…

Uzun yıllar gurbette olan oğlu İdris’e içinden geldiği gibi yazmış Temel dayı:

Ula uşağum, Allahun selami uzerune olsun,

Nasilsun iyimisun? Bizleri soracak olursan hamd-u senalar olsun Mevla’ya iyiyuz. Annenun, ufak kardaşun Cemalin, Lütfiye halanın, kız kardeşun Fadimenun çok selamlari var.

Sen gittukten sonra burada neler oldi neler, anlatayim da dinle…

Yeni bi iş buldum sessuz sedasuz çalişiyurum. Emrumde 2000 kişi var, onlar da sessuz sedasuz. Ne mi yapayirum?… patlama yazayirum. Mezarluk pekçisiyum.

Geçen hafta mezarluğa 12 kişiluk bi helikopter duşti. 33 ölü çikarduk. Kazdukça da ölü çikmaya devam edeyi…

İyi bi haberum var sana, kız kardeşun Fadime hamiledur, yakinda bi yeğenun olacak. Ama bebeğun cinsiyeti henuz belli değil, o yüzden dayi mi olacaksun, teyzemi olacaksun bilemeyirum.

Uşağum bir da kötü haberum var sana. Okul arkadaşlarun Hasan, Temel, Cemal boğuldi.. Denizalti gemisinde bahriyeli askeriydiler bilursun.. Denizalti gemisi istop edince aşaği inup itturmek istemiş rahmetliler…

Uşağum geçen ay gene bi facia yaşaduk köyde. Köyün imami caminun minaresinde kilitli kaldi. Ne yaptiysak induremeduk adami. Bilursun en akillimuz Dursun dayidur. Çağirduk, geldi; açilun bakayim, bir ip geturun bana dedi. Uzun bir ip geturduk; salladi ipi imama : “Uşağum habu ipun ucuni belune bağla” dedi. Diğer ucundan da biz tuttuk, “uşaklar asilun ipe” diye bağirdi. Hep beraber çektuk, yere çakıldi rahmetli. Dursun dayi: “Ula uşaklar biz askerde birini boyle kurtarmiş iduk ama kuyudanmi idi minaredenmi idi, galiba oni karişturdum” dedi.

Ali dayin da öldi, cenazesinde 7 kişi telef ettuk. Rahmetli “beni denizun dibine gömun” diye vasiyet etmiş idi.

Köyde haber çok uşağum. İsmet emicen Erzuruma giderken yolda bi çobanla bir koyin sürüsine rastlamiş. Çok keskin zekalidur bilursun. “Ula habu süride kaç tane koyin olduğuni bi bakişta bilursam bi koyun alurum, bilemezsam eşeğumi verurum” demiş. Çoban kabul etmiş. İsmet emicen şöyle bi bakmiş koyinlara; “768 koyunun var” demiş. Çoban şaşurmiş, “emice helal olsun, al isteduğun koyuni” demiş. İsmet emicen en iri koyuni seçmiş almiş, tam giderken çoban: “emice, ben senun nereli olduğuni bilursam koyunumi geri verurmisun” demiş. Emicen kabul etmiş. “ Emice sen Sürmenelisun deyince “ula nerden anladun uşağum demiş İsmet emicen. Çoban: “768 koyin arasindan çoban köpeğini seçup almandan anladum” demiş…

 Köyümüzün yeni muhtari Metin Çavuş çok dürüst çalişuyi. Geçenlerde birisi arabasiyla bir tavuk ezmiş, geturdi kahveye : “Habu tavuk kimundur parasini vereceğum” deyince muhtar atildi. Bu tavuk bizum köyden deyil, bizum köyde yassi tavuk olmaz demiş, dürüst adam namussuz…

Küçük kardeşun senden daha akılli çikti.Bilimsel çalişmalar yapayi. Eline bir ip alıp her akşam kayalıklara çıkayi. Hava durumuni ölçeyimiş. Aldum oni karşuma “ula anlat bakayim, nasil yapayisun” dedum, anlatti. İpi kayanun üstinden sarkıtuyi, ip islanursa havanun yağmurli, ip sallanursa rüzgarli olduğuni anlayimiş. Çok akılli çok. Geçenlerde bulaşuk makinesi yapayirum diye anana bağlamiş kablolari, koymiş önine bulaşuk leğenini, vermiş ceryani; az kalsın gitti kadun.

Yeni imamumuz çok muhterem adam ama teravih namazini çok hızli kılduruyi. Geçen akşam teravih namazinda kulağina eğildum “hocam biraz yavaş kıldur namazi, secdeye varinca 2 defa bile -süphane rebbiyel ala- diyemeyirum” dedum. “ula haluna şükret ben 1 defa bile diyemeyirum” dedi.

Aşaği mahalleden Fadimeyi bilursun. Maalesef köti yola duşti. Karamehmetlerun Osmanla sevdaluk ederdiler. Osman ormana gider, tabancasiyla bi el ateş eder; Fadime silah sesini duyunca ormana gider, orada buluşurdiler. Ne zaman av mevsimi başladi, Fadime yoldan çıkti uşağum.

Geçen gün kardeşun Cemal ile hayvanat bahçesine gittuk. Ben yanlışlıkla aslan kafesine girmişum. Aslan terbiyecisi bağirup duruyi : “ula çik dişari, orada ne işun var” diye. Sesumi çikarmadum ama acayip bozildum. Sanki aslanlarini yiyeceğidum…

Uşağum, Hanife halanun senun içun örduği yeleği kargoya verdum, gönderdum. Ağirluk yapmasun diye düğmelerini kestum, yeleğun cebine koydum. Yeniden dikersun artık. Mektubun içine bir de fotoğraf koydum; ahırda ineklerun arasinda; üzerine işaret koyduğum benum, karışturmayasun.

Daha yazacak çok havadis var ama hem ananun uykusi geldi, hem kağidum bitti.

Uşağum biluyirum senun okuman zayiftur, o yüzden mektubi çok yavaş yazdum.

 Ananun, nenenun, dedenun, şerife halanun, kınalinun, sarikızun çok selamlari var. Baki hudaya emanet ol.

Son yazan baban Temel.

 

Not: Mektuba para koyacaktım ama zarfi kapattuktan sonra aklıma geldi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>